12 Oca 2017

Bir Yıldız Kaydı Dilek Tutalım mı?

Çocukluğumdan beri gökyüzüne ilgim vardı. Geceleri yıldızları izlemek en büyük zevkimdi. Herkes gibi bende, gözkırpan yıldıza dilek diler gerçekleşeceğini beklerdim. Ta ki yıldızlarla ilgili gerçekleri öğreninceye dek. Meğer gökyüzüne baktığımız zaman, geçmişe bakıyormuşuz. Gördüğümüz yıldızların ışıkları binlerce hatta milyonlarca yıl önce yola çıkan ışınlarmış. Dilek işini bir daha düşünmek gerekecek :)

Evren sandığımızdan çok daha akıl sınırlarını zorlayıcı. İnsanoğlu evreni anlamak için ne kadar çabalarsa çabalasın, her geçen gün yeni keşifler bilim dünyasında yerini alıyor, almaya da devam edecek. Nesillerdir gökyüzüne merakımız bitmedi, bitmesinde. Kimbilir ne sürprizler bekliyor kozmozda bizi.

Yıldızlara taktım ya kafayı, biraz daha anlatayım.  Gökyüzünde görünen yıldızların %90ı nerdeyse 10milyar yıl önce oluşmuşlar. Scientific American'a göre artık çok fazla yıldız oluşmuyor. Bundan sonra büyük patlama da olmazsa, önümüzdeki milyarlarca yıl sonra, şu anki yıldızlar ancak %5 artacak.

Yıldızlar; içlerindeki maddenin çoğunluğu hidrojen ve helyum olan, karanlık uzayda ışık saçan ve gökyüzünde nokta gibi görünen plazma küreleridir. Dünyaya en yakın yıldız, aynı zamanda dünyanın yaşam kaynağı olan Güneş tir. Yıldızların parlamasının nedeni; çekirdeklerinde oluşan çekirdek kaynaşması tepkimelerinde ortaya çıkan nükleer enerjinin yıldızın içinden dış uzaya radyasyon ile yayılmasıdır. Gökbilimciler, yıldızın parlaklığına ve uzaydaki hareketine göre, o yıldızın kütlesini, yaşını ve hatta kimyasal bileşimini inceleyip tespitlerde bulunabiliyorlar.

Yoğun bir özdeciksel bulut içerisinde bir yıldızın doğuşunun bir ressam tarafından tasviri.
NASA resmi

Bir yıldızın oluşumu , uzaydaki toz ve gaz birikintilerinin toplanmasıyla başlar. Bu toplanma sırasında çekim kuvveti ile daha da hızlanan sıkışmayla, gaz tam ortasında sıcak bir hal alarak füzyona neden olacak bir patlama oluşur. Bu patlama bir yıldızın doğuşudur. Bu tamam da asıl yıldızın ölümü enteresan. Yıldızların da varoluş süresi var. Merkezlerinde bulunan hidrojen gazı bir süre sonra biter ve değişime uğrayarak bir süre sonra yok olur. Büyük kütleli bir yıldız öldüğünde, içindeki diğer gazlar dışarı doğru bir patlamayla dağılır. Çekirdek ise kendi içine çöker. Bu çökme çok yoğun bir madde oluşumuna yol açar. Bunun, Güneşin kütlesinin bir tenis topuna sıkışması gibi birşey olduğunu düşünün. Bu durum inanılmaz bir çekim gücü yaratır. Öyleki ışık hızından daha güçlü bir çekim gücüdür bu. İşte bunlara biz ''karadelik'' deriz.


Ben yine yıldız kaymasına dönmek istiyorum. Bu kayan ışıkların bir kısmı göktaşı olsa da bir kısmı süper hızlı yıldızlardır. Hani karadelikler ne bulursa topluyordu ya, çift yıldızlı bir yıldız sistemi bu karadelikler tarafından yakalanırsa, yıldızın birini karadelik yutarken yerine geçen diğer yıldız, ''yıldız kayması'' şeklinde görünür.

Karanlık madde, kozmoloji ve astronomi ile ilgili
gözlemleri açıklamak için öne sürülen bir madde türüdür.

Evrendeki galaksiler, yıldızlar, karadelikler yani görebildiklerimiz, evrenin yalnızca küçük bir kısmını kapsar. Akıl alacak gibi değil ama, evrendeki tüm bu maddelerin %85 ninde ''karanlık madde'' olduğu kabul edilmiştir. Karanlık maddenin varlığına dair pek çok veri vardır. Işığın uzayda bükülmesi, gökcisimleri ile ilgili kayıp kütle problemleri bu karanlık maddenin varolmasıyla ilgilidir.

Sizi bilmem ama ben yine yıldızlardan dilek tutmaya devam edeceğim. Evrendi yıldızlardı derken bu kosmozun bir parçasıysam eğer, buna da hakkım var ne dersiniz ;)


1 yorum: