8 Oca 2017

Gılgamış Destanı

Gılgamış Destanı, tarihteki en önemli yazıtlardan olup Mezopotamya'da ortaya çıkan ilk yazılı destandır. M.Ö 21.yüzyılda Mezopotamya'nın Uruk kentinde hüküm sürmüş, gerçek bir kralın ölümsüzlük arayış öyküsüdür. Destan, tarihte bilinen en eski medeniyetlerden olan Sümerlerin yaşam şeklini anlatır. Gılgamış'ın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılmıştır. Akad çivi yazısıyla yazılmış tamamı 56 kil tablet olan destanın, günümüzde 12 tablet bulunmuş metnin tamamı gün ışığına çıkarılamamıştır.

İlk tabletler Gılgamış'ın özelliklerini övgüyle anlatarak başlar. Yarı insan yarı tanrı olan Gılgamış, yeryüzünde olan biten herşeyi bilen bir usta ve cesaretiyle yenilmez bir savaşçıdır. Hikayede olağanüstü bir şekilde anlatılan Gılgamış, aklın tamamen özgür ve doğaçlama halini ortaya koymaktadır. Destanın devamında Gılgamış'ın yaşadığı serüvenler anlatılır.

 İlk serüven Gök Tanrısı Anu ile Gılgamış arasında geçer. Halkına karşı acımasız olan Gılgamış'a öfkelenen Tanrı Anu, vahşi hayvan olan Enkidu'yu onu öldürmek için gönderir. Enkidu ile Gılgamış arasındaki mücadelede Gılgamış üstün gelir ve Enkidu Gılgamış'ın en yakın dostu ve yardımcısı olur. Daha sonra güçlerini sınamak için yola koyulurlar. Sedir Ormanının koruyucusu, korkunç sesiyle bile insanları öldürebilen dev Huvava'yı hedef alırlar. Huvava'nın korkunç gürlemesi karşısında Enkidu kıpırdayamaz bile. Gılgamış ise etkilenmez ve devi öldürür. Olaya şahit olan aşk Tanrısı İştar Gılgamış ile evlenmek ister, Gılgamış reddeder. Onuru kırılan İştar, Gılgamış'ı öldürmek için yeryüzüne bir boğa gönderir. Gılgamış ve Enkidu boğayı öldürür. Enkidu boğayı öldürdüğü için, tanrılar tarafından ölüme mahkum edildiğini rüyasında görür. Bu serüvenin devamı ile ilgili tabletler bulunamıştır. Hikaye burada eksik kalır ama bulunan devamı tabletlerde Gılgamış'ın Enkidu'ya yaktığı ağıtı, cenaze törenini ve Enkidu'nun ölüler dünyasına göçtüğünü anlatır.

Enkidu'nun ölümünden sonra Gılgamış, kendisinin de bir gün yaşamının sona ereceğini düşünerek sonsuz yaşamın sırrını bilen Utnapiştim'i bulmak için yola çıkar. Utnapiştim  950 yaşında, yarım asır öncesi Büyük Tufandan  kurtulan bir bilgedir. Utnapiştim'i Tilmun adasında bulur ve tufan hikayesinin burada bahsi geçer. Utnapiştim'in anlattığına göre Büyük Tufanda; yeryüzü sularla dolup taşar ve Ea ( Kur'an ve Tevrat da Nuh olarak geçer ) tufandan hemen önce kamışlardan yaptığı gemiye, her canlı türünden yükler. Utnapiştim'in anlatımına göre bu tufanı Tanrıça İştar ve Tanrıça Bel başlatmıştır. Bu tufan Fırat'ın kıyısında bulunan Şurippak kentinde geçer. Tufandan sonra gemi Everest dağına oturur.

Utnapiştim Gılgamış'tan ölümsüzlük otunu saklamaz. Denizin dibinde bulabileceğini söyler. Gılgamış sevinçle denize dalar ve otu bulur. Bununla daha genç ve sonsuz bir yaşama sahip olacaktır. Fakat yemeye fırsat bulamadan bir yılana kaptırır otu ve yılan otu yer. Destan yılanların her bahar deri değiştirmesini bu olaya bağlar. Ölümsüzlük umudunu kaybeden Gılgamış Uruk'a geri döner. Destan Gılgamış'ın ölüme yenik düşmesiyle son bulur.

Destanın en önemli özelliklerinden biri; bahsi geçen Büyük Tufan'ın, üç büyük dinin kutsal kitaplarında yer almasıdır. Uruk Kralı Gılgamış'ın hikayesini anlatan destan, kimilerine göre kutsal kitapların kaynağıdır.

Destandaki ''ölümsüzlük otu'' hikayesi, Türk İslam dünyasındaki ''Lokman Hekim'' söylemine benzetilir.


Destanda ana tema; insanın bilgiyi arayarak ve büyük bir ad bırakmakla ölümsüzlüğe erişebileceğidir.

Kaynak:
Wikipedia

















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder